18.12.2017 07:01
::Atatürk::
Das Leben von Atatürk
Chronologie
Aussagen
Man Sagt Über Atatürk
Anıtkabir
Atatürk's Musikauffassung
Meb Atatürk
Üye Kayıt İstatistikleri
Kayıtlı: 17544

Bugün: 2
Dün: 36
Bu Hafta: 2
Bu ay: 242
Bu yıl: 3920
Yeni Kullanıcı : EgorEtedy
Çevrimiçi Kullanıcılar
Çevrimiçi Ziyaretçiler: 2

Çevrimiçi Üyeler: 0

Toplam Üye Sayısı: 13,422
En Yeni Üye: alpgok1968
Ana Menü
Flash Dil Oyunları
Ana Sayfa
Downloads
Linkler
Resim Galerisi
Sık Sorulan Sorular
Almanya Haritası
::Planlar::
İlköğretim Yıllık Planlar
İlköğretim Günlük Planlar
Lise Yıllık Planlar
Lise Günlük Planlar
::Soru Bankası::
Soru Bankası İlköğretim
Soru Bankası Lise
KPDS - KPSS
ÜDS
YDS
SBS
AİO ve AÖL
::Dosyalar::
Arbeitsblätter
Dokümanlar
Zümreler
Öğretim Programları
Yönetmelikler
Ders Kitapları
E-Kitap
Sketche
Programlar
::DaF::
Online Übungen
Online Adjektive Lernen
::Sizde Katılın::
Sık Kullanılanlara Ekle
Sitemizi Tavsiye Ediniz
::Haber::
Son Dakika
Eğitim Haberleri
Emek Haberleri
Almanya Canlı Radyo
Die Deutsche Zeitungen

Sudoku Oyna
Almanca Dersler
Almance Video Kursu
canoo.net
canoo.net
Duden Online
Duden
Online Wörterbuch
Tıklayınız
Sunular İçin Tıklayınız
Tıklayınız
Sunular İçin Tıklayınız
Das Zitat des Tages
Das Zufallszitat
En Son Makaleler
DaF ist spitze!
Rotkäppchen und der ...
Roland und der Drache
Hänsel und Gretel
Herr Johns
RSS Yayın
RSS - Weblinkleri
RSS - Makaleler
RSS - Haberler
RSS - Programlar
Security System 1.8.3 © 2006 by BS-Fusion Deutschland
DaF
Almanca :: Almanca Dilbilgisi :: XCVIII - VERBGRUPPEN - FİİL GRUPLARI

XCVIII - VERBGRUPPEN - FİİL GRUPLARI

                A) bekleidet sein-tragen-anhaben-aufhaben

bekleidet sein: Birinin elbisesini yakından tarif ederken veya tek tek sayarken kullanılır:

Der Mann war mit einer grauen Hose, einer braunen Jacke und mit einem Ledermantel bekleidet.

tragen: genel bir ifadedir:

                a) Moda olmak anlamında:

                     Man trägt wieder einen Hut. Im nächsten Sommer tragen die Frauen die Röcke kurz.

                b) Giyinme tarzı anlamında ve üzerinde taşınılan herşey için kullanılır:      

                     Mein Freund trägt eine Baskenmütze.

                c) Sakal modası ve üzerinde taşınılan eşyalar için kullanılır (Brille, Schmuck):

                     Herr Müller trägt einen Schnurrbart. Unser Deutschlektor trägt eine Brille.

anhaben: Belirli bir duruma istinaden taşımak anlamında kullanılır:

                 Herr Çelebi hatte gestern einen blauen Pullover an.

aufhaben: Sadece başa örtülen eşyalar ve gözlük: Der Junge hat eine Baskenmütze auf.

 

                B) sehen-beobachten-erkennen-blicken-schauen-glotzen

sehen a) Gözüyle bilincine almak: Ich habe dich gestern im Kino gesehen.

                   b) Gözünü birşeye yöneltmek: Ich sehe zu Boden. Ich sehe dir in die Augen.

beobachten: Olayı gözleriyle takip etmek:

                               Hast du beobachtet, wie die Sonne hinter dem Horizont versinkt ?

erkennen: Ne olup bittiğini açıkça görmek: Ich habe dich trotz deiner Maske erkannt.

blicken: Belirli bir amaçla bakışlarını yöneltmek: Der Junge blickte fragend auf mich.

Das Kind blickte erschrocken zu seinem Vater.

schauen: Dikkatlice bir yöne bir nesneye bakmak:    Er schaut aus dem Fenster.

glotzen: Anlamsızca gözlerini açarak birşeye bakmak:   Die Kuh glotzte auf die neue Stalltür.

                                                                

                C) wissen-kennen    

wissen: a) Bir konu hakkında bilgi sahibi olmak:       Ich weiss, wo du wohnst.

b) Bir şahıs veya nesne ve bununla ilgili sonuda bilgi sahibi olmak:  

Ich weiss hier einen guten Arzt.    (Einen Arzt, der die Leute mit gutem Erfolg behandeln kann.)

Ich weiss deine Telefonnummer.   (Ich weiss, unter welcher Nummer ich dich erreichen kann.)

kennen: Bir şahıs veya nesne ile tanışık olmak:

                    Ich kenne deine Wohnung. Ich kenne hier einen Arzt.(d.h. Ich bin mit ihm bekannt.)

                    Ich kenne deine Autonummer 10 FA 241.

 

                D) sagen-mitteilen-erzählen:

sagen: Birine birşey bildirmek. Kısa sözlü bilgi için genel ifade:      

                Deine Mutter sagte mir, dass sie morgen zu deinem Bruder fahren wolle.  

mitteilen: Birine yazılı veya sözlü haber vermek. Genellikle resmi atmosfer içinde:

                Die Firma hat mir mitgeteilt, dass sie die bestellten Sachen an uns abgeschickt hat.

erzählen: Bir yeniliği, yaşantıyı, kişisel bir durumu genelde sözlü ve samimi olarak haber vermek:

                Die Mutter erzählte ihrem Kind ein Märchen.

 

                E) antworten-entgegnen-erwidern

antworten: Bir soruya: Der Lehrer fragt, die Schüler antworten.

entgegnen: İfade edilen fikre karşıt görüş bildirmek:

                     Auf meine Argumente konnte er mir nichts entgegnen.

erwidernentgegnen gibi, ancak daha büyük bir içsel katılımla:

                   "Du wirst zu Hause bleiben! erwiderte der Vater ärgerlich.

 

                F) erfahren-lernen-studieren

erfahren: (olay) Bir yenilikten, olaydan, durumdan haber almak:

                               Wir haben von deiner Hochzeit aus der Zeitung erfahren.

lernen: (davranış)              a) Zihinde tutmak amacıyla belirli bir bilimle uğraşmak:

                                                               Ich habe in der Schule Deutsch gelernt.

                                               b) Bedensel bir maharet veya el becerisi için çaba göstermek:

                                                               Meine Tochter Büşra lernt tanzen.

studieren: Bir bilim alanıyla yoğun bir şekilde uğraşmak:

                Muhammed Zahid studiert zur Zeit Medizin.

 

                G) denken-nachdenken-überlegen

denken: İçsel konuşma yapmak, belirli bir düşünceyi kafasından geçinmek.

                               Diese junge Dame möchte ich kennenlernen, dachte der junge Mann.

nachdenken: Bir konu veya problemi açıklığa kavuşturmak için çaba göstermek, kafa yormak:

                               Lassen sie mich nachdenken, wann wir uns das letzte Mal gesehen haben.

überlegen:  Bir plan veya tasarı ile ilgili sonuca varmak için düşünsel olarak meşgul olmak:

                               Ich muss mir noch überlegen, ob ich dieses Haus kaufe.

                H) denken-glauben

denken: Mantığıyla bir şeyi görmeye ve doğru karar vermeye yeteneği olmak:

                               Die  jungen Leute sollten lernen, kritisch zu denken.

glauben: İspat edilmemiş bir olayı  gerçek olarak kabul etmek:

                                Glaubst du, was dir dieser Mann erzählt hat ?

                İ) annehmen - vermuten - sich einbilden

annehmen: bir şeyi çok muhtemel veya mümkün görmek:

                Ich nehme an, dass der Käufer diese Bedingungen akzeptieren wird.

vermuten: Dış işaretlerden yola çıkarak henüz kesin olmayan bir sonuç çıkarmak:

                Du hast richtig vermutet. Leyla und Mecnun haben geheiratet.

sich einbilden: Sebep olmaksızın isabetsiz tahminle bir şeyi gerçek sanmak:

                Hasan bildet sich ein, er wäre der beste Sportler unserer Schule.

 

                J) pflegen - sich angewöhnen - sich abgewöhnen - sich gewöhnen an

pflegen zu + Infinitiv: Bir alışkanlığa sahip olmak anlamında.

                Wir pflegen nach dem Essen ein Stündchen zu schlafen.

sich angewöhnen: Bir alışkanlığı kazanmak:

                Mehmet hat sich mit 17 Jahren angewöhnt zu rauchen.

sich abgewöhnen: Bir alışkanlığı bırakmak:

                Es ist für viele Menschen unmöglich, sich das Rauchen wieder abzugewöhnen.

sich gewöhnen an: tanımadığımız, yabancı olan bir durum veya kişiye yavaş yavaş alışmak:

                Wir haben uns an unsere Lehrerin gewöhnt.

                Ich kann mich nicht an das Frühaufstehen gewöhnen.

 

Yazar TUTOR - 12.03.2011 21:57 · 0 Yorum · 4803 Okunma · Yazdır
Yorum
Henüz yorum yazılmamış.
Yorum yaz
Yorum göndermek için lütfen üye girişi yapın.
Oylama
Sadece üyeler oylayabilir.

Oy verebilmek için lütfen üye olun ya da üye girişi yapın.

Harika! Harika! 100% [1 Oy]
Çok İyi Çok İyi 0% [Oylanmamış]
İyi İyi 0% [Oylanmamış]
Fena Değil Fena Değil 0% [Oylanmamış]
Kötü / Berbat Kötü / Berbat 0% [Oylanmamış]
Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.

Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın

Sunular Bulutu
Der Apfel, Das Jahr und die Jahreszeiten, Begrüssung und Verabschiedung, Adjectives, Hin Und Her, Gute Laune Haben, Das Alphabet, Meine Familie, Genitiv, Türkçe - İngilizce Sözlük 2.00
::DUYURU::
Öğretim Programlarının Uygulanmasına ilişkin duyuru.
Kısa Mesajlar
Mesaj göndermek için giriş yapmalısınız.

umran
23.09.2017
Wie Bitte Kugel ses dosyalarına ulaşabilen var mı arkadaşlar

onesoul
19.09.2017
schritt für schritt kitabının ses dosyasını gönderebilir misiniz? lütfen

metix
17.09.2017
yds ye giren arkadaşlar bilgi paylaşabilir mi

tuncay
07.09.2017
Arkadaşlar Wie Bitte ve Kugel kitaplarına uygun yıllık plan 9,10,11 gönderirseniz çok sevinirim . Teşekkürler

dtsch
06.09.2017
Katılıyorum zeynep6666 hocam

Sayfa oluşturulma süresi: 0.41 saniye Anasayfa - Arama - Iletisim - Tavsiye Et - Site Haritasi - Yukari 6,619,516 Tekil Ziyaretçi